FİKRİ MÜLKİYET HUKUKU KAPSAMINDA MARKA KONUSUNUN DEĞERLENDİRİLMESİ

FİKRİ MÜLKİYET HUKUKU KAPSAMINDA MARKA KONUSUNUN DEĞERLENDİRİLMESİ


Marka, bir teşebbüsün mallarının veya hizmetlerinin diğer teşebbüslerin mallarından veya hizmetlerinden ayırt edebilmesini sağlaması ve marka sahibine sağlanan koruma konusunun açık ve kesin olarak anlaşılmasını sağlayabilecek şekilde sicilde gösterilebilir olması şartıyla kişi adları dahil sözcükler, şekiller, renkler, harfler, sayılar, sesler ve malların veya ambalajlarının biçimi olmak üzere her türlü işaretten oluşabilir.

Marka ile belirli mal ve hizmetler anonimlikten kurtarılarak ferdileştirilmekte ve bu sayede tüketiciler de almak istedikleri mal ve hizmetleri başka teşebbüslerin mal ve hizmetlerinden ayırt edebilmektedir.

Marka, işletmeden ayrılabilir niteliktedir. Türk Hukukunda da işletmeden ayrı olarak devredilebilir ve lisansa konu olabilir. Marka hakkı 6769 Sayılı Sınai Mülkiyet Kanunu’nda düzenlenmiştir. 

Sınai Mülkiyet Kanunu’nda yapılan marka tanımı ile, işaret, ayırt edicilik, açıklık ve kesinlik olarak üç unsur kapsamında sınıflandırma yapılabilir. İşaret, bilgi, mesaj ileten ve beş duyudan biri tarafından algılanabilen her şeyi kapsamaktadır. Bir işaretin marka olabilmesi için ise ayırt edici nitelikte olması ve marka sahibine tanınan korumanın konusunun açık ve kesin olarak anlaşılmasını sağlaması gerekir. Bir teşebbüsün mallarını veya hizmetlerini diğer teşebbüslerin mallarından veya hizmetlerinden ayırt etmeyen işaretler marka olarak tescil edilemez. Sınai Mülkiyet Kanunu’nda Marka sahibine sağlanan korumanın açık ve kesin olarak anlaşılmasını sağlayabilecek şekilde sicilde gösterilebilir olması şartıyla her işaretin prensip olarak marka olabileceği kabul edilmiştir.

Kanunda açıkça sayılan işaretler ile sayılmamakla birlikte marka olabilecek işaretler aşağıdaki kapsamda ele alınabilmektedir;

Kişi adları, sözcükler, şekiller(bu anlamda çizimler, resimler, tasarımlar, desenler, gometrik şekiller, armalar, logolar, grafikler, fotoğraflar ve benzeri şekiller) ve üç boyutlu biçimler, harfler ve sayılar, renkler, sesler, hareketler, kokular’dır.

Sınai Mülkiyet Kanunu’na göre marka olarak tescil edilmek istenen işaretin oluşturulması ve kullanılmasında serbesti sistemi benimsenmiş olmakla birlikte, bu serbesti mutlak değildir. Bazı işaretlerin marka olarak tescili mutlak red nedenleri ile, bazıları ise nispi red nedenleri ile engellenmiştir.

MUTLAK RED NEDENLERİ: 

Mutlak tescil engelleri; bu nedenler tescil edilmek istenen işaret üzerinde hak sahibini olanların menfaatini koruma amacından ziyade, toplumun genel menfaatlerini koruma amacına yönelmiştir. Türk Patent, herhangi bir kişinin itirazı olmasa bile tescil edilmek istenen işarette bu nedenlerin mevcut olup olmadığını re’sen incelemek zorundadır.

  1. Sınai Mülkiyet Kanunu 4. Madde kapsamında marka olmayacak işaretler tescil edilemez. Bir işaretin SMK 4.Madde Anlamında soyut ayırt edici niteliği yoksa, bu işaret sonradan kullanım yoluyla da ayırt edici nitelik kazanamaz.
  2. Herhangi bir ayırt edici niteliğe sahip olmayan işaretler tescil edilemez. İlgili kanunda somut ayırt edici niteliği bulunmayan işaretlerin tescil edilemeyeceği düzenlenmek istenmiştir. Ancak bu bent açık değildir.
  3. Tasviri işaretler ticaret alanında cins, çeşit, vasıf, kalite, miktar, amaç, değer, coğrafi kaynak belirten veya malların üretildiği, hizmetlerin sunulduğu zamanı gösteren veya malların ya da hizmetlerin diğer özelliklerini belirten işaret veya adlandırmaları münhasıran ya da esas unsur olarak içeren işaretler marka olarak tescil edilemez.
  4. Aynı veya ayırt edilemeyecek kadar benzer işaretler; aynı veya aynı türdeki mal ve hizmetlerle ilgili olarak tescil edilmiş ya da daha önceki tarihte tescil başvurusu yapılmış marka ile aynı veya ayırt edilemeyecek kadar benzer işaretler tescil edilemez. Ayırt edilemeyecek kadar benzer işaretler kavramı, markalar arasındaki benzerliğin, iltibasa yol açıp açmayacağının ayrıca inceleme yapılmasını gereksiz kılacak derecede güçlü ve açık olduğu halleri kapsamaktadır. Bu nedenle bu konuda yapılacak değerlendirmenin Sınai Mülkiyet Kanunu anlamında karıştırılma ihtimali kavramını da kapsayacak şekilde genişletilmemelidir. Yargıtay da bazı kararlarında geniş yorum yapmıştır. Örneğin; Flex markası ile Flex Seramik markası arasında; Can Pişmaniye markası ile Can Kardeşler markası arasında ayırt edilemeyecek kadar benzerlik olduğuna karar vermiştir. Sınai Mülkiyet Kanunu’nun 5/1-ç hükmünü uygulanabilmesi için (SMK:5/1-ç:Aynı veya aynı türdeki mal veya hizmetlerle ilgili olarak tescil edilmiş ya da daha önceki tarihte tescil başvurusu yapılmış marka ile aynı veya ayırt edilemeyecek kadar benzer işaretler tescil edilemez.) işaretler arasındaki ayniyet veya ayırt edilemeyecek derecede benzerliğin yanında, işaretlerin kapsamındaki mal veya hizmetlerin de aynı veya aynı türden olması gerekir. Mal ve hizmetlerin aynı tür olup olmadığının tespiti yapılırken Nis Sınıflandırma Sisteminden yararlanılabilir. Her bir sınıf kapsamında yer alan her bir paragraf ayrı bir grup oluşturmaktadır. Aynı grupta yer alan mal veya hizmetler aynı tür sayılır. Ancak istisnai olarak somut olayın şartlarına göre, farklı alt grupta yer alan mal veya hizmetler de aynı tür sayılabilir. Zira yine kanun kapsamında mal veya hizmetlerin aynı sınıflarda yer almaları benzer olduklarına, farklı sınıflarda yer almaları da benzer olmadıklarına karine teşkil etmemektedir.
  5. Yine Sınai Mülkiyet Kanunu uyarınca, bir marka başvurusu, önceki marka sahibinin başvurunun tesciline açıkça muvafakat ettiğini gösteren noter onaylı belgenin Türk Patent’e sunulması halinde 5/1-ç bendine göre reddedilemeyeceği hükmünü getirmiştir.
  6. Ticaret alanında herkes tarafından kullanılan veya belirli bir meslek, sanat veya ticaret erbabını ayırt etmeye yarayan işaretler veya adlandırmaları münhasıran ya da esas unsur olarak içeren işaretler tescil edilemez.
  7. Malın doğası gereği ortaya çıkan şeklini ya da başka bir özelliğini veya teknik bir sonucu elde etmek için zorunlu olan veya mala asli değerini veren şekli ya da başka bir özelliğini münhasıran içeren işaretler tescil edilemez.
  8. Mal veya hizmetin niteliği, kalitesi veya coğrafi kaynağı gibi konularda halkı yanıltacak işaretler tescil edilemez.
  9. Paris Sözleşmesini imzalayan devletlere ait arma, bayrak ve diğer resmi işaretler, yetkili mercilerden izin alınmadan marka olarak tescil edilemez.
  10. Kamuyu ilgilendiren, tarihi ve kültürel değerler bakımından halka mal olmuş diğer işaretler ile yetkili mercilere tescil izni verilmemiş armaları, nişanları veya adlandırmaları içeren işaretler de tescil edilemez.
  11. Herhangi bir dine ait değer ve sembollerin marka olarak tescili yasaklanmıştır.
  12. Kamu düzenine veya genel ahlaka aykırı işaretlerin marka olarak tescil edilebilmesi mümkün değildir.
  13. Tescilli coğrafi işaretten oluşan ya da tescilli coğrafi işaret içeren işaretler marka olarak tescil edilemez.

Yukarıda bahsi geçen mutlak red nedenlerine ilişkin istisnalarda mevcuttur. Bunlar; kullanım yoluyla ayırt edicilik, muvafakatname’dir.

NİSPİ RED NEDENLERİ: 

Sınai Mülkiyet Kanunu’nun 6. Maddesinde düzenlenmiş olan bu nispi red nedenleri, marka olarak tescil edilmek istenilen işaret üzerinde bir başkasının herhangi bir hakkının bulunması sebebiyle, hak sahibinin itirazı üzerine tescile engel olan nedenlerdir. Bu nedenler kamu menfaatiyle ilgili olmadığından Türk Patent ve Mahkemeler tarafından re’sen dikkate alınmaz.

Mal ve Hizmetler Arasındaki Benzerlik: Markalara ait mal ve hizmet listelerinde yer alan mal ve hizmetlerin benzer olup olmadığının değerlendirilmesinde, sınıflandırmaya ilişkin ulusal ve uluslararası düzenlemeler bağlayıcı kesin kurallar içermemektedir. Mal veya hizmetlerin aynı sınıflarda yer almamalarının benzer olduklarına, farklı sınıflarda yer almalarının da benzer olmadıklarına karine teşkil etmeyeceği Türkiye’nin taraf olduğu Nis Anlaşması’nda ifade edilmiştir. Bu nedenle karşılaştırma konusu mal ve hizmetlerin “aynı veya benzer” olup olmadığının tespiti yapılırken, bu mal ve hizmetlerin ait oldukları sınıf numaraları ile bağlı kalınmamalıdır. Doktrin ve uygulamada benzerlik ve karıştırılma ihtimalinin tespitinde; - Benzer alıcı çevresine hitap edip etmedikleri -Benzer ihtiyaçları giderip gidermedikleri, -Son kullanıcıları ve tüketici profilleri, -Birbirleri yerine ikame edilip edilemeyecekleri, -Birinin diğerini tamamlama imkanının bulunup bulunmadığı, -Rekabet etme olanakları, -Kullanım amaçları, -Dağıtım kanallarının ortak olup olmadığı, kullanım yöntemleri kriterleri esas alınır. Söz konusu kriterler çerçevesinde yapılan değerlendirme sonucunda farklı sınıflarda yer alan mal ve hizmetler arasında da benzerlik olma ihtimali göz ardı edilmemelidir.  

İşaretler Arasındaki Benzerlik: Markalar arasında iltibastan bahsedebilmek için, yukarıda ayrıntılı olarak izah edildiği üzere mal ve hizmet benzerliği yanında, tescili talep edilen işaretin, tescilli veya daha önceden başvurusu yapılan bir işaret ile aynı veya benzer olması gerekir. Uygulamada işaretler arasında benzerlik olup olmadığı konusunda bir değerlendirme yapılırken, daha çok işaretler arasında işitsel, görsel ve anlamsal benzerlik olup olmadığı tespit edilmekte ve buna göre bir sonuca varılmaktadır. 

İşaretlerin benzerliğinde ve markalar arasında iltibas tehlikesinin tespitinde dikkate alınması gereken unsur ve kriterler: işaretlerin yükleticiler nezdinde bir bütün olarak uyandırdığı izlenimin esas alınması, hedef tüketici kitlesi, önceki markanın ayırt edici gücü, önceki markanın tanınmış olması, sözcük ve şekil kombinasyonundan oluşan markalarda iltibas değerlendirmesi, kısa markalarda iltibas değerlendirilmesi, isim ve/veya soy isimden oluşan markalarda iltibas değerlendirilmesi, marka işaretleri benzerliği ile mal/hizmet benzerliğinin bir bağımlılık ve denge içerisinde değerlendirilmesi kriterlerine bakılır.

Marka sahibi, aşağıdaki hallerin gerçekleşmesi durumunda, söz konusu eylemlerin önlenmesini talep edebilir.

  1. Tescilli marka ile aynı veya benzer olan ve tescilli markanın kapsadığı mal veya hizmetlerle aynı veya benzer mal veya hizmetleri kapsayan ve bu nedenle halk tarafından tescilli marka ile ilişkilendirilme ihtimali de dâhil karıştırılma ihtimali bulunan herhangi bir işaretin kullanılması. 
  2. Aynı, benzer veya farklı mal veya hizmetlerde olmasına bakılmaksızın, tescilli marka ile aynı veya benzer olan ve Türkiye’de ulaştığı tanınmışlık düzeyi nedeniyle markanın itibarından haksız bir yarar elde edecek veya itibarına zarar verecek veya ayırt edici karakterini zedeleyecek nitelikteki herhangi bir işaretin haklı bir sebep olmaksızın kullanılması.

İşaretin Ticaret Alanında Kullanılması Halinde, Yukarıdaki Maddeler Uyarınca Aşağıda Belirtilen Durumlar Yasaklanabilir: 

  1. İşaretin, mal veya ambalajı üzerine konulması.
  2. İşareti taşıyan malların piyasaya sürülmesi, teslim edilebileceğinin teklif edilmesi, bu amaçlarla stoklanması veya işaret altında hizmetlerin sunulması ya da sunulabileceğinin teklif edilmesi.
  3. İşareti taşıyan malın ithal ya da ihraç edilmesi.
  4. İşaretin, teşebbüsün iş evrakı ve reklamlarında kullanılması.
  5. İşareti kullanan kişinin, işaretin kullanımına ilişkin hakkı veya meşru bağlantısı olmaması şartıyla işaretin aynı veya benzerinin internet ortamında ticari etki yaratacak biçimde alan adı, yönlendirici kod, anahtar sözcük ya da benzeri biçimlerde kullanılması.
  6. İşaretin ticaret unvanı ya da işletme adı olarak kullanılması.
  7. İşaretin hukuka uygun olmayan şekilde karşılaştırmalı reklamlarda kullanılması.

Bir marka, koruma süresinin dolması ve süresi içerisinde yenileme işlemlerinin yapılmaması ya da marka sahibinin hakkından vazgeçmesi nedeniyle sona erebileceği gibi, üçüncü kişiler tarafından açılacak bir hükümsüzlük veya iptal davası sonucunda da sona erebilir. Markanın hükümsüzlüğü, markanın tescili sırasında var olan mutlak ve nispi red nedenlerine rağmen tescil edilmiş markalar hakkında söz konusu olur. Sonradan ortaya çıkan nedenlere bağlı olarak markanın hükümsüzlüğüne karar verilemez. Buna karşılık markanın iptali, markanın tescili sırasında var olmayan fakat sonradan ortaya çıkan sebepler nedeniyle gündeme gelir. Bu nedenle hükümsüzlük kararı geçmişe etkili iken, iptal kararları ileriye dönük sonuç doğurmaktadır.

Bir marka mutlak ve nispi tescil sebeplerinin varlığına rağmen tescil edilmişse, bu nedenler sonradan tespit edilse bile, marka hükümsüzlük davası yoluyla hükümsüz kılınmadıkça sicilden terkin edilemez. Dava menfaati olanlar, Cumhuriyet Savcıları veya ilgili kamu ve kuruluşları tarafından açılır. 

İptal sebeplerinden ilki ise, markanın tescil tarihinden itibaren beş yıl içinde Türkiye’de ciddi biçimde kullanılmaması ya da kullanımına beş yıl süreyle ara verilmesidir. İkincisi marka sahibinin fiillerinin veya gerekli önlemleri almamasının sonucu olarak markanın, tescilli olduğu mal veya hizmetler için yaygın bir ad haline gelmesi de bir iptal sebebi olarak düzenlenmiştir. Markanın tescilli olduğu mal veya hizmetlerin özellikle niteliği kalitesi veya coğrafi kaynağı konusunda halkı yanıltması ve ortak marka veya garanti markasının teknik şartnameye aykırı kullanımı da iptal nedenlerindendir. 

İptal talebi ise ilgili kişi tarafından, talep tarihinde sicilde marka sahibi olarak kayıtlı kişilere veya hukuki haleflerine karşı ileri sürülür. 

Markanın hükümsüzlüğüne veya iptaline karar verilmesi ile, koruma süresi dolan markanın süresi içinde yenilenmemesi ile, marka sahibinin marka hakkından vazgeçmesi ile sona erebilir.

Tescil edilen bir markayı kullanma hakkı sahibine ait olduğu için marka sahibinden izin alınmaksızın markasına tecavüz teşkil eden fiillerin önlenmesini ve bu fiillerden doğan zararların tazmin edilmesini talep edebilir.

Tecavüz sayılan haller ise; marka sahibinin izni olmaksızın markayı, SMK madde 7 de belirtilen maddeler kapsamında, marka sahibinin izni olmaksızın, markayı veya ayırt edilemeyecek kadar benzerini kullanmak suretiyle markayı taklit etmek, marka hakkına tecavüz oluşturan işareti taşıyan ürünleri ticarette kullanmak, marka sahibi tarafından lisans yoluyla verilmiş hakları izinsiz genişletmek veya bu hakları üçüncü kişilere devretmedir.